Nasıl mıyım?
Ödevini yapmamış bir öğrencinin huzursuzluğu içindeyim.
Evlilik yıldönümünü unuttuğunda herhangi bir bahanenin arkasına saklanamayan bir eş gibiyim.
Başını kaşımak için elini kaldırdığında duran taksiye karşı mahcubiyet içindeyim.
Pazarlık yaptığı tezgahtardan mal almaz ise yaşayamayacak müşteri gibiyim.
Bankanın adına çıkardığı kredi kartı eline geçtiğinde direk borçlandığını hisseden biri gibiyim.
İlk kez sakal traşı olduğunda herkesin kendini izlediğini düşünen bir gencin psikolojisindeyim.
Atacağı penaltıyı gole çeviremeyeceğine inanan bir futbolcunun tedirginliği içindeyim.
Çok emek vererek yaptığı yemeğin yine de alelade olacağını düşünen aşçının hayal kırıklığı içindeyim.
Nasıl anlatırsa anlatsın öğrencilerinin konuyu anlamayacağını düşünen bir öğretmenin şüphesi içindeyim.
Velhasıl nasıl yazarsa yazsın kendisinin yetersiz olduğuna inanan bir yazarın çaresizliği içindeyim...
29 Ocak 2011 Cumartesi
28 Ocak 2011 Cuma
Dönence
Üzerine oturduğunuz üç ayaklı sandalye devrilmeyi reddeder,unutulursunuz.
Hayata dair hamlelerinizdeki yanlışların bedelini öderken görmezden gelemediğiniz şeyler hata yapmaya mahküm doğduğunuzu anlatır size.
Saatin akrebi boşaltır zehrini;önce siz sonra gölgeniz silinir tüm anılardan,telefonunuz çalmaz olur.
Yaşam aheste akar,sevinemezsiniz!Korkutur dakika başına düşen keder ve altında kalırsınız,umarsız anların.
Kediler kaçar olur,hayatın size emaneti lekelerden.
Güller açmaz olur,yalnızlık kokunuza inat.
Pencerenizi dünyaya açtığınızda,güneş yüzünü göstermiş,yenigün odanıza sızmak üzeredir,siz daha uyumamışken.Ama içiniz hala alacakaranlıktır.
Kim bilir sizin gecemsi yalnızlığınızı?
Tutsağı olursunuz ikinci bir nefes için çamurlu yolların...
Sigara dumanlı havalarda nefes alabilir,içlenirsiniz.Artık katran ve hicran doyurur sizi,dost meclisleri değil.
Cebinizde büyüttüğünüz yırtıktan düşen kayıplarınız vardır.
Hasılı yaşam gayeyi yitirmekten ibaret olur.
Hayata dair hamlelerinizdeki yanlışların bedelini öderken görmezden gelemediğiniz şeyler hata yapmaya mahküm doğduğunuzu anlatır size.
Saatin akrebi boşaltır zehrini;önce siz sonra gölgeniz silinir tüm anılardan,telefonunuz çalmaz olur.
Yaşam aheste akar,sevinemezsiniz!Korkutur dakika başına düşen keder ve altında kalırsınız,umarsız anların.
Kediler kaçar olur,hayatın size emaneti lekelerden.
Güller açmaz olur,yalnızlık kokunuza inat.
Pencerenizi dünyaya açtığınızda,güneş yüzünü göstermiş,yenigün odanıza sızmak üzeredir,siz daha uyumamışken.Ama içiniz hala alacakaranlıktır.
Kim bilir sizin gecemsi yalnızlığınızı?
Tutsağı olursunuz ikinci bir nefes için çamurlu yolların...
Sigara dumanlı havalarda nefes alabilir,içlenirsiniz.Artık katran ve hicran doyurur sizi,dost meclisleri değil.
Cebinizde büyüttüğünüz yırtıktan düşen kayıplarınız vardır.
Hasılı yaşam gayeyi yitirmekten ibaret olur.
27 Ocak 2011 Perşembe
26 Ocak 2011 Çarşamba
önsüzün ardı
Marcel Proust'un "Swannların Tarafı "adlı kitabı masamın üzerinde duruyor.Kitabın arka yüzünde"Türkiye Çöl Olmasın!"yazılı bir ikaz;meali sanki aksi takdirde mesuliyet kabul etmem!Aslında bir temenniden öteye gitmeyen bir tümce.Yabancı dillerden çevrilen kitapları anadillerinden okuma kampanyası benimsense tüm dünyada acaba kağıt imalatı için harcanan ağaç adedinde azalma olur mu?
Kitap,defter ya da kağıt nevinden herşeyi kullanma metodları geliştirilse ve de geri dönüşüm terbiyesi verilse sembolik ağaç dikimi sayılmaz mı bu eylemler.
Bu dünyaya bir ağaç olarak gelen kitaplara inat bu dünyada bir oduna dönüşen insanlar nasıl budanmalı desem!
Kitap,defter ya da kağıt nevinden herşeyi kullanma metodları geliştirilse ve de geri dönüşüm terbiyesi verilse sembolik ağaç dikimi sayılmaz mı bu eylemler.
Bu dünyaya bir ağaç olarak gelen kitaplara inat bu dünyada bir oduna dönüşen insanlar nasıl budanmalı desem!
tek
Kaleme sarıldı manaları boşluklara kazıdı.Mürekkep kokan hava korku saldı,inceden çarpan yüreğine.Silüetini gördüğü kavramlardan korktu,hayal gücü endişe vaadediyordu.Sevimsiz tatlar duyumsadı,yalnızlığını paylaşmadı evrenle.Kükredi izlenimlerine,aksi sedasından ürktü.Demir perdeler çekiliydi,tüm gözlerde.Yaşamanın ızdıraba gözlerinde gizliydi,fazla direnemedi ve bir damlasını düşürdü toprağa umudun.Akabinde çatlayan toprak meyve verdi.tutsaklığın sınırı yoktu.Karanlıktan sızan ışık hüzmesi bir kurtçuğun hayata açılan kapısı mıydı?Ağladığını sandı,oysa yalnızdı.
bir grip olmuş dünya
çin gribi,kuş gribi nihayet domuz gribi...üzerimizdeki kırgınlık bu işe bir çözüm yolu bulamayanlara mı?
habire türeyen hastalıklara hep şüphe ile baktım.bu hastalık öldürür,bir diğeri süründürür.büyüklerimiz zamanında bu hastalıkları ıskalamışlar mı yoksa bir ad koymakta mı zorlanmışlar?
habire türeyen hastalıklara hep şüphe ile baktım.bu hastalık öldürür,bir diğeri süründürür.büyüklerimiz zamanında bu hastalıkları ıskalamışlar mı yoksa bir ad koymakta mı zorlanmışlar?
yazma
yazdıklarım uyumakta zorlanan bir adamın uykuya geçene kadar olan zaman dilimindeki sayıklamalarıdır.belki uykuya geçme çabasının ta kendisidir...
yazma
nasıl başlasam yazmaya?insan yazdıklarının beğenilmesini istiyor.hatta henüz hiçbir şey yazmamışken!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)